Filtre balonu (süzgeç baloncuğu) nedir, neden risklidir?

Google’da yapılan aramaların farklı insanlarda farklı sonuçlar ürettiğine şahit oldunuz mu hiç, bilmiyorum. İsterseniz küçük bir test yapın. Birkaç arama kelimesi seçin ve arkadaşlarınızdan kelimeyi Google’da aratıp sonuçların fotoğraflarını göndermelerini isteyin. Aldığınız sonuçların farklı çıkması muhtemeldir ve aradaki muazzam farklılık sizi şaşırtabilir.

Bunun sebebi, Google’ın profile dayalı hizmet anlayışı. Otomatik algoritmalar, nasıl bir insan olduğunuzu, nelerle ilgilendiğinizi tespit ediyor ve arama sonuçlarını ilginizi daha çok çekecek şekilde özelleştiriyor. “Mısır” diye arama yaptığınızda, politika ile ilgilenen biriyseniz, Mısır’daki politik gelişmelerle, seyahat etmeyi seviyorsanız Mısır’daki turistik adreslerle, son dönemde çok fazla yemek tarifi aradıysanız, taze mısır içeren salata tarifleriyle karşılaşıyorsunuz.

Muazzam ve hayatı kolaylaştıran bir teknoloji gibi gelebilir. Ama tehlikeli yanları var, onları da gözden kaçırmamalı.

Birincisi sistemin sizi tanıması için sürekli takip edilmeniz lazım. Google (ve benzeri firmalar) ellerinin uzandığı her yerde (muhtemelen web’in %99’unda, hatta elinizdeki akıllı telefonlarla artık fiziksel dünyada da) bu gerekçeyle sizi takip edip, hangi sitelere girdiğinizi, oralarda neler yaptığınızı, nerede olduğunuzu ve daha fazlasını kayıt altına alıyor. Elde edilen bilgilerinizin pazarlanması, NSA gibi istihbarat birimleri ile yada hükümetlerle paylaşılması söz konusu. İkincisi de ilginizi çekebilecek şeylerin ilginizi çekmez diye sınıflandırılıp filtre edilmesi. İşte buna filtre balonu (süzgeç baloncuğu) deniyor.

Balonun kötü yanı, sizi içine otomatik olarak alması ve ayrılmak için bir yöntem sunmaması. Neyi görüp neyi görmeyeceğiniz otomatik algoritmaların elinde. Onların ne kadar iyi çalıştığı da tartışmalı. Dolayısıyla web’in tüm olanaklarını değil gerçekten çok küçük bir kısmına (ve genellikle de tamamen sizin görüşlerinize uygun olanlara) erişebiliyorsunuz. Şu ana kadar pek ilginizi çekmemiş (yani linkine tıklamadığınız, konuyla ilgili bir web sayfasına girmediğiniz) ama ilgilenme potansiyelinizin olduğu tüm konuları kaçırıyorsunuz.

Eli Pariser, bu konudan ve tehlikelerinden ilk bahseden isim. “Filtre balonu: İnternet sizden neler gizliyor?” isimli kitabı 2011 yılında yayınlandı ve bu konuda güzel bir TED konuşması yaptı. Konuşmasında birkaç dakikada filtre balonu nedir, neler kaybettirir, ne yapmak lazım gibi konuları anlatmıştı. Ben de profile dayalı reklamcılık’tan (ve takip için kullanıcıyı ikna etmede kullanılan sözde “faydalı” hizmetlerden) hazetmediğim için konuşma videosunu paylaşmak istedim.

Bu tür sistemleri bilmek gerektiğini düşünüyorum. Karşısında olmasak bile web’in sınırlarını belirlemede rol alma hakkımızın olması için diretmemiz kendi adımıza iyi olacak gibi. Çünkü web firmalarının kendi koyduğu kurallar, tek taraflı sözleşmeler her zaman hayrımıza olmuyor. Bedavaya sunulan gelişmiş teknolojilerin sadece birşeyler getirmediğini, bazı şeylere de mal olduğunu bilmek lazım. Bu yönüyle, Sosyal medyada birşeyler paylaşmanın maliyeti‘ni daha önce yazmıştım. Kişiselleştirilmiş arama gibi hizmetlerin kullanıcıya maliyeti neymiş, ona da Eli Pariser’in sunumuyla bakalım;

Leave a Reply