Alzaymır korkusunu yenmek için hazırlanmış fotoğraf projesi; İhtiyar Hayvanlar

Alzaymır adında bir hastalık var, duydunuz mu bilmiyorum. Allah kimsenin başına vermesin, evlerden ırak berbat bir hastalık. Stephen Hawking ve Herşeyin teorisi filminden tanıdığınız ALS’nin tersi gibi. ALS nasıl ki bedeni eritip hafızaya zarar vermiyor, Alzaymır da tam tersi hafızayı yokedip vücuda zarar vermiyor. Hastalığı daha korkunç hale getiren şey ise aynen ALS de olduğu gibi kesin bir tedavinin olmaması.

Hastalık hakkında fikir edinmeniz için, 2014 yapımı Still Alice (Unutma Beni) filmini izlemenizi tavsiye ederim ama hastalığı o kadar sanmayın. Zira ileri aşamaları filmde gösterildiğinden çok daha kötü. Başta herşey hafızanızı yavaş yavaş kaybetmenizle, hatırlama güçlüğü ile başlıyor. Ufak tefek şeyleri unutuyorsunuz. İleri aşamalarda ise çocuğunuzu, eşinizi dahi tanıyamaz hale geliyorsunuz. Hatta kişileri, insanları karıştırıyorsunuz. Çocuğunuzu eşiniz, eşinizi düşman sanabiliyorsunuz. Hasta için çok zor oluyor ama en büyük yük ve acı ailenizin omuzlarına yükleniyor.

Biraz acımasız bir tarif oldu fakat gerçekler de böyle. Ben ailemden bizzat şahit oldum ve hastalıkla yaşamanın nasıl birşey olduğunu iyi biliyorum. Hatta kendim de genetik mirastan dolayı Alzaymır olma potansiyeline sahip olduğumdan, gelecek için çok endişeleniyorum.

İşte paylaşmak istediğim de tam olarak bu endişenin tasviri. Isa Leshko, aynen benim gibi hastalığa yakından şahit olmuş ABD merkezli fotoğraf sanatçısı. Benim de hissettiğim Alzaymır korkusunu üzerinden atabilmek için Elderly Animals adında bir fotoğraf serisi yapmış. Özetle şöyle diyor;

Hayatlarının sonuna gelmiş hayvanları fotoğraflamak için hayvan barınaklarını ziyaret ediyorum. Fotoğrafları çekmeye, alzaymır hastası anneme baktığım yılın hemen ardından başladım. Bu deneyim bende derin bir etki yarattı ve kendi ölümümle yüzleşmeye zorladı.

Seriyi yaşlılığa ve ölüme daha cesur bakabilmek için yarattım. Anneannemin son zamanlarında bunama vardı, şu anda annemde var. Ben de onlar gibi Alzaymır’a yakalanmaktan korkuyorum. Ne zaman bir anahtarı kaybetsem yada birinin adını unutsam endişeye kapılıyorum. Yaşlı hayvanları fotoğraflamak bu korkumu bastırmamı sağlıyor. Aslında bu fotoğraflar benim için birer otoportre. Yada en azından yaşlandığımda neye benzeyeceğime dair korkularımın ve umutlarımın bir tezahürü.

Projeye bir bakın, ziyaret edin derim. Ben kendi adıma fotoğraflardan çok yapmaya çalıştığı şeyden, yarattığı etkiden ve arkasındaki hikayeden etkilendim. Başa gelen çekiliyor, yaşanacak şeylere engel olmak bazen mümkün olmuyor. Fakat korkuyu ve endişeyi bu şekilde ifade edebilmek, onunla yüzleşebilmek, dünyaya duyurabilmek … İşte projenin müthiş tarafı bence orası.

180-2-1

180-2-2

180-2-3

180-2-4

180-2-5

180-2-6

Daha fazlası için: Isa Leshko Photography, Isa Leshko Facebook, Isa Leshko Twitter

Leave a Reply